Burdasiniz :
Kullanıcı adı:  Şifre:        Şifremi unuttum? Kullanıcı adı?   |   Register
Hosgeldiniz, Ziyaretci
Lutfen Giris ya da Kayit.    Kayip Parola?
Kurbağa Ve Sıcak Su (1 inceleyen) (1) Ziyaretci
ÖFKENİZLE BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI ! Hayat gerçekten zor, ne kadar çok insanla ilişki kurmanız gerekiyorsa o kadar sinir bozucu, rahatsız edici, tahrik edici, can sıkıcı olayla karşılaşıyorsunuz. Öfkelenmek her ne kadar normal olsa da ani çıkışlar yapıp acısını başkalarından çıkarmak yanlış bir davranış. Hepimizin öfkesine yenik düştüğü zamanlar olabiliyor ancak liderlerin bu konuda pek seçeneği yok. Onlar öfkeleriyle başa çıkmalı, en az zararla kriz anlarını atlatabilmeli. İşte Amerikalı uzman Joan Llyod’dan öfkesini kontrol edemeyen birkaç yönetici tipi.  Küskün. Bir şeye öfkelendikleri zaman somurturlar, konuşmayı reddederler, kendilerini ofislerine kapatırlar. Etrafındakiler ise o kendisine gelene kadar boşuna uğraşırlar. Çalışma arkadaşlarından onu pohpohlayarak yaralı egosunu tamir etmesini ve neşelendirmesini beklerler. Ancak bir süre sonra etrafındakiler bu oyundan sıkılır ve onu saygı görmeyi hak etmeyen küçük bir çocuk olarak değerlendirme başlar.  Kabadayı. Böyle bir tiple karşı karşıya kalmak istemezsiniz. Sizi herkesin ortasında küçük düşürür sonra da alıngan olduğunuzu söylerler. Bu taktik bazıları üzerinde işe yarasa da uzun sürmez, bu tür yöneticiler eninde sonunda iyi çalışanları kaybederler.  Mağdur. Çalışanlar için yaptığı onca fedakarlıktan sonra çalışanların ona minnet duymamasını anlamazlar. Oysaki o gerektiği zaman erken çıkmalarına izin vermiş, yılbaşında hediye almıştır. Ancak bu tür davranışlar genellikle geri teper.  Çığırtkan. Bağırıp çağırmalar, kapı çarpmalar sona erdiğinde çığırtkan rahatlar ancak çalışanlar daha beter hale gelmiştir. Bu tipler streslerini başkalarına bulaştırırlar ve çalışanlarından onu tolere etmesini beklerler.  Nişancı. Tansiyon arttıkça sözler acılaşır. Her önüne gelene kötü sözler sarf etmeye başlar, kimse onun atış alanı içine girmek istemez. Hata yapmamak için büyük çaba harcayan çalışanlar, bu stres altında maalesef daha fazla hata yaparlar.  Ezici. Bu tipler sinirlendiğinde etraflarında olmazsanız daha iyi olur. Kağıtlar havada uçuşur, çöp kutuları tekmelenir, masa yumruklanır. Korkutucu bir davranış olmasının yanında geri tepen de bir davranıştır. Kimse saatlerce sağlıklı düşünemez, bu öfkenin kendilerine yönleneceğinden korkarlar. Kimse öfkenin nedenini hatırlamaz ama gördükleri uzun süre akıllardan silinmeyecektir.  Çamur atan. Onlara göre tek çözüm olayın müsebbibini bulmak ve bir daha tekrarlamamalarını sağlamaktır. Ancak hatalar yanlış yönlendirilmiş bilgilerden ortaya çıkar. Kimse sabah uyanıp da \\\"Kimbilir bugün ne hatalar yapacağım\\\" demez. Bunlar öfkesine hakim olamayan yöneticilerin gösterdiği davranışlardan bazıları. Ancak gerçek bir yönetici enerjisini etrafındakilere saldırmaktan çok probleme odaklanma ve çözüm aramaya yöneltir. Ne yapmalı? Fevri hareket etmektense, öfkenizi dizginleyip sakinleştikten sonra durumu değerlendirmeyi deneyin. Araştırmalar bunun için 5 dakikanın yeterli olmadığını yaklaşık olarak 20 dakikanın gerektiğini söylüyor. Bu süre zarfında öfkenizle başa çıkmak için yazar ve eğitimci Dianne Schilling’in önerdiği şu teknikleri deneyebilirsiniz. 1. Öfkenizi neyin tetiklediğini bulun. Birçoğumuz için öfkelenmize neden olan belirli tetikleyiciler vardır. Öfkenizin kaynağını bulursanız onunla daha yapıcı bir şekilde savaşabilirsiniz. 2. Sinirlenirken hissettiklerinizi ve vücudunuzun gösterdiği tepkiyi gözlemleyin. Bu ipuçlarını olacakları durdurmak ya da kontrol etmek için kullanın. 3. Öfkenizi tetikleyen düşüncelerinizi değiştirin, olayları daha yapıcı bir bakış açısıyla yorumlayın. Başkalarının perspektifinden olaylara bakmaya çalışın. Düşüncelerinizi değiştirmek öfkenin yerini başka duygulara bırakacaktır. Durumu ne kadar çabuk yorumlarsanız öfkenizi o kadar çabuk durdurursunuz. Olayı farklı açılardan görmek öfkenizi kontrol etmede en sağlam yollardandır. 4. Düşüncelerinizi bir kağıda yazın. Sizi öfkelendiren şeyi bir kağıda yazdıktan sonra bunu yeniden değerlendirin. Ya da sinirlendiğiniz kişiye bir mektup yazın ve sonra onu yırtıp parçalara ayırın. Ancak sizi sinirlendiren konuda derine indikçe öfkeli olmak için daha fazla nedenler bulacaksınız. Bu yüzden kendi yaktığınız ateşi daha fazla körüklemeyin. 5. Öfkeden önce yaşadığınız duyguları bulun. Öfke genellikle başka duyguların sonucunda onun peşisıra yaşanır; korku, aşağılanma, sıkıntı, gücenme gibi. Öfkenin altında yatan duyguyu bulmayı ve öfke yerine bu duyguyu ifade etmeyi öğrenin. 6. Öfkelenmenize neden olan olaylara cevap verirken kendinize güvenin. Hedefiniz öfkenizi bastırmak değil, onu agresif olmayan bir şekilde ifade etmek. Suçlama, ithamda bulunma, tehdit etme öfkenizi saldırgan bir şekilde gösterme yoludur. Sakin ve kendinize güvenerek, düşüncelerinizi ve duygularınızı kimseyi suçlamadan belirtirmek daha güçlü bir etki yaratacaktır. 7. Rahatlayın. Öfkeden kaçmak için yoga, masaj, meditasyon gibi kan basıncınızı ve kalp atışlarınızı normale düşürücü aktivitelere yönelin. Koşu, yürüyüş, dans, yüzme gibi aktiviteler de öfkeden arınmanıza ve rahatlamanıza yardımcı olacaktır. 8. Öfkenizden vazgeçin. Eğer bir kişiye ya da duruma karşı öfkeniz içinizi kemiriyorsa ve yukarıdaki tekniklerden hiçbiri işe yaramıyorsa daha zor bir seçenek deneyin:boşverin. Öfkeniz çok derinlerde açılmış eski bir yaraysa, boşvermek iyileşmenin başlangıcı olabilir. Profesyonel bir danışman ya da terapiste gitmek de listenizde yer alabilecek seçeneklerden biri. Ne kadar öfkelisiniz? Öfkenizin ne boyutta olduğunu öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki maddelerin size uygun olanlarını işaretleyin ve kaç işaret koyduğunuzu sayın. İnsanlar sakinleşmeniz gerektiğini söylüyorlar Çoğu zaman kendinizi gergin hissediyorsunuz İşyerinde aklınızdan geçen her şeyi söyleyemediğinizi fark ediyorsunuz Sinirlendiğiniz zaman her şeyden uzaklaşmak istiyorsunuz; televizyon seyrediyorsunuz ya da yatıp uyuyorsunuz Neredeyse her gün alkol alıyorsunuz Uyku problemi yaşıyorsunuz Çoğu zaman yanlış anlaşıldığınızı ya da dinlenmediğinizi düşünüyorsunuz İnsanlar bağırmamanız konusunda sizi sık sık uyarıyor Sevdikleriniz onları incittiğinizi söylüyor Arkadaşlarınızdan gelen telefonlar giderek azalıyor 0 - 2 Kontrol edilebilir. Öfkeniz kontrol edilebilir boyutlarda. Dilerseniz rahatlama egzersizleri yapabilirsiniz. 3 - 5 Makul. Sizi neyin sinirlendirdiğini ve neden strese girdiğinizi bulmaya çalışın. Stres yönetme tekniklerinden yararlanın. 6 + Kontrol edilemez. Öfkeniz kontrol edilemez boyutlarda. Kendinize ve çevrenizdekilere zarar vermeden önce öfke yönetimi tekniklerinden yararlanabilir, profesyonel yardıma başvurabilirsiniz.
EN ALT Begenilen: 0
BAsLIK: Kurbağa Ve Sıcak Su
#539
Kurbağa Ve Sıcak Su 1 Ay, 1 _FB_DATE_WEEK once Karma: -11  
Kurbağa Ve Sıcak Su



-- Bir kurbağayı kaynar su dolusu bir kazanın içine attığımızda neler olur dersin?
Tabiki kurbağa can havliyle kazandan dışarıya sıçrayacaktır. Acı verici bir deneyim ve belki birkaç yanığın ardından, muhtemelen yaşamına kaldığı yerden devam edecektir.
-- Peki, başka bir kurbağa soğuk veya ılık su dolusu bir kazanın içine atıldığında ve su yavaş yavaş ısıtıldığında neler olur dersin?
Bu sefer kurbağa yaklaşan tehlikeden habersiz, kazanın içerisinde kalmaya devam edecektir. Gittikçe artan su sıcaklığı kurbağayı daha da sersemletecektir, taaki yerinden kıpırdayabilecek hali kalmayana dek veee...
"Kurbağa çorbası sever misin?"



Işte bu durum birçok insanın da yaşam öyküsüdür...
-- İçerisinde bulundukları durum (sağlık, ekonomik durum, sosyal çevre, kariyer, v.s.) zaman içerisinde yavaş yavaş değişime uğrar. Bu değişimin belirtileri veya sonuçları ise adım adım, basamak basamak ve bazen de gecikmeli olarak yaşanır. Yıllarca hiçbir şikâyeti olmadan sigara veya alkol bağımlısı olarak yaşamını sürdüren birinin bir anda kalp krizi geçirmesi veya akciğer kanserine yakalandığını öğrenmesi, sonuçları gecikmeli olarak ortaya çıkan değişim süreçlerine basit bir örnektir.
-- Değişim süreçleri adım adım, basamak basamak ve gecikmelerle yaşandığından birçok insan, yaşam koşullarındaki olumlu veya olumsuz yöndeki hassas fakat ivmesel değişimlere zamanında gereken tepkiyi veremez. Yaşam kalitesi yavaş yavaş fakat istikrarlı bir şekilde kötüye giden birçok kişi, kendisini bir anda şeytan üçgeninin (veya kaynayan kazanın) içerisinde buluverir ve dışına çıkabilecek gücü kendisinde bulamaz.

Ne yapabiliriz?
-- Bu tehlikeli akıntılara kapılmamızı önleyecek ve yaşamda bize daha fazla kontrol sağlayacak olan en önemli unsur hedeflerimizdir. İyi tanımlanmış hedefler, bizi motive eder, algılarımızı sürekli olarak yönlendirir ve amaçlarımız doğrultusunda odaklanmamızı sağlar.

Geçtiğimiz son beş seneyi şöyle bir gözünün önüne getir. Beş sene ne kadarda çabuk geçebiliyor öyle değil mi ? Bugün bulunduğun yer, geçtiğimiz seneler içerisinde verdiğin kararlar ve odaklandığın veya odaklanmadığın hedeflerin bir sonucudur, farkedebiliyor musun? Karşına olağanüstü bir mani çıkmazsa, günümüzden beş sene sonrasına da ulaşacaksın...

Fakat nereye? Asıl önemli olan soruda budur! Varmak istediğin yeri biliyor musun? Nereye gideceğimizi bilmeden yola çıkmanın rüzgârda savrulan bir yapraktan hiçbir farkı yoktur! Aradığımız şeyi iyi tanımlamamışsak bulacağımız şeylerin, aramakta olduğumuz şeyler olduklarını nasıl bilebiliriz? Hedefler belirleyip hayatımız için bir standart koymazsak karşımıza çıkacak olanlara boyun eğmek zorunda kalabiliriz.


“Ne istediğine karar ver, çünkü değişim kararla başlar!”

Uygulama önerisi:
Bir kağıt ve kaleme ihtiyacın var. (Kaybedilmek üzere, gazetenin köşesinden yırttığımız rasgele bir kâğıt parçasından söz etmediğimi anlamışsındır).
-- Şimdi uzun ve kısa vaadede ulaşmayı arzu ettiğin hedefleri tanımlayarak yazmaya başla. Örneğin: "Birinci hedefim, başarılı olmak istiyorum”. Bu iyi tanımlanmış bir hedef değildir. Nasıl ? Ne kadar ? Nerede ? Ne zaman ? Kiminle birlikte başarılı olmak istiyorum ? ve benzeri sorular hedefini tanımlamaya ve onu gerçekleşebilir kılmaya yardımcı olacaktır.

Henüz ulaşmadığın bir hedefi tanımlamakta zorlanıyorsan şunu da deneyebilirsin:



Farzetki bir eşyanı kaybettin. Gazeteye bir kayıp ilanı vereceksin, ilanda bueşyayı nasıl tanımlardın...? Şimdi henüz ulaşmadığın fakat ulaşmayı arzu ettiğin şeyleri, aslında önceden sahip olduğun fakat, bir eşya misali yitirdiğini farzet. Akıl gözünde canlandırma yaparak, onu bulmak için detaylar içeren bir kayıp ilanı verdiğini düşünebilirsin...

Unutma, zihninde ulaşılabilir bir sonuç oluşturursan, o sonuca ulaşmak yönünde ilk ve en büyük adımı atmış olursun!
zülfiye (Yetkili)
Yetkili
Gonderiler: 455
graph
su An Sitede Degil Kullanici bilgilerini gormek icin tiklayin
Cinsiyet: BAYAN jetnetworking Dogum Gunu: 1966-01-14
Kayit Tutuldu Kayit Tutuldu  
 
 
Herkesin yazi yazmasi yonetici tarafindan engellenmistir.  
EN uST